FIKRALAR
Karne
T
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle
salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..."
diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm
dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar
aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar
kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna
harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların
hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını
karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini
bulmuştum...
Başçavuş
Albayı Tutuklayacakmış
Albay,
binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey
değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de
olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli
bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey
göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda
güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet
hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma,
kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim
elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır.
Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir,
Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen,
başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim
kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa,
alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen
bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda
kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat
ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim
başçavus Albayı tutuklayacakmış.
Allah
Şimdi Ne Yapıyor
Bir gün
yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı: - "Baba"
dedi, "bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?" Bektaşi yanıt
verdi: - Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum. - Şunu öğrenmek
istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin münasebetsizliğine
içerleyen derviş, hiç belli etmemiş: - Yanıt veririm ama bir
şartla, sen o attan in, ben bineyim. - Neden? - Böyle yüksek bir
suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş,
Bektaşi binmiş. Adam: - "Hadi" demiş "söyle bakalım. Allah şimdi
ne yapiyor?" Bektaşi: - "Ne yapacak" demiş, "atı senin gibi bir
budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor". Ve
çalakamçı uzaklaşmış.
Eczacı
Baba
Kız erkek
arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle
tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek
arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine
gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - "Bana prezervatif
verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da
kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra
birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya
otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama
çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar
olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin
babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"
Sıfırdan
Bir kadınla en
çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma
yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü
alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da
duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış.
İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o
da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak
bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal'in duracağı yok,
95.yi yaparken "yok efendim bu 94." diye tutturmuş. Nam-ı Kemal,
"Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz,
sayıyoruz" dese de kadın dinlemiyor, "hayır bu daha 94."
diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: - "Başlarım şimdi
çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz."
Etmezsen
Etme
Adamın biri,
bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka
biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra
namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. -
"Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye
cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen
kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice
artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki
adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen
etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."
Telefon
Temel
bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet
edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar; -Biz ülkemizde yaptığımız
kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.
Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır
der. Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya; -Biz
ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey
bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.
Temel ve
Golf
Titanik
battığında 3 kişi kurtulur. (İngiliz,Fransız ve Temel) İngiliz
sadece golf sopasını, Fransız sadece golf topunu, Temel de hamsi
konservesini kurtarabilmiş. Bunların canları çok sıkılmış.
Fransız hadi golf oynayalım demiş. İngiliz de katılmış. Temel de
çok sevinmiş sonra da benim hamsiyi yeriz, ama ben nasıl
oynandığını bilmiyorum deyince..., çok kolay sopa, top ve delik
lazım demişler. İngiliz; Bende sopa var. Fransız; Bende de top
var. Temel; Ben oynameyrum.
Akıl
Testi
Akıl
hastanesinde 3 deli iyileşmek üzereymiş ki doktor; "Gelin
bakalım yanıma siz üçünüz." der. 3 deli doktorun yanına gelir ve
doktor derki; Bakın şu buzdolabını şuradan şuraya taşıyın sizi
taburcu edeceğim. Deliler tamam deyip işe başlarlar, ve dolabı
doktorun dediği yere koyarlar. Doktor sorar; Öbür arkadaşınız
nerde? Delilerden biri cevap verir; O dolabın içinde rafları
taşıyor.!!
Bir İyi
Bir Kötü Haber
Doktor
hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü
haberi olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini
söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi
duymak istediğini söyler. Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım
ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır.
Doktora sorar "Daha kötü haber ne olabilir ki ?" Doktor "Dünden
beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."
Son Bir
Test
Akıl
hastanesinden 2 deliyi salıcaklarmış. Doktorlar kendi aralarında
"Bunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına
gelmiş mi ?"demişler. Bunun üzerine 2 deliyi bir masa başına
getirmişler. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin,
bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve "Buyurun
beyler, yiyiniz." demişler. Delillerden bir tanesi hemen
zeytinlere saldırmış,ötekisi araya girmiş, "Önce kaçanları
yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"
Temel ve
Cin
Bir Fransız
bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir
adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransız bunun
Aladdin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur.
Gerçektende lambadan bir cin çıkar. "Ne dilerseniz dileyin
benden" der. İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltereye gitmek
istiyorum" der. Cin isteği yerine getirir. Sıra Fransız'a gelir.
Oda ailesinin yanına Fransaya gitmek ister. Onun isteğide yerine
gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını
söyler. Temel etrafına bakar ve cin'e dileğini söyler.
"Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için
arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum" der.
Havuz
Doktor akıl
hastahanesine havuz yaptırmış. Deliler buna çok sevinmişler;o
kadar sevinmişler ki hemen havuza dalmaya başlamışlar,360
dalanlar,balıklama dalanlar. Doktor hastalarının birinin yanına
yanaşmış''Havuzu nasıl buldunuz ?''diye sormuş. Deli de çok
beğendiklerini,havuzun harika olduğunu söylemiş. Doktor da
''iyi.Yarın da havuza su dolduracaaz.!!''demiş.
|